Sevilla · ŞEHİR REHBERİ

Sevilla da tasi kaldirsan NO&DO nedir bu hikaye ?

ndülüs’ün en kadim, en gizli köşelerinde, taşın ve suyun hafızasına kazınmış bir sembol vardır: Nodo (veya Córdoba’nın sokaklarında gizemle parlayan NO8DO arması).

Bu sadece taşa işlenmiş harflerden ibaret değildir; bir sadakatin, bir vicdan muhasebesinin ve zamanın ötesine taşınan bir imparatorluk sırrının mühürlü hikayesidir.

Gelin, kulakları sağır eden bir sessizliğin hakim olduğu, meşalelerin aydınlattığı 13. yüzyılın o karanlık ve görkemli gecesine gidelim…

Bir Kralın Vicdanı ve Sessiz Geceler

Yer Córdoba… Tarih, şehrin anahtarlarının Kastilya Kralı I. Fernando’ya (El Santo / Azize Benzetilen Fernando) devredildiği dönemi göstermektedir. Ancak kral için bu muazzam fetih, sarayın altın tahtında sükûnetle oturulacak bir zafer değildir. Sık sık tacını ve kaftanını bir kenara bırakır, hiçbir koruma almadan, şehrin bazen yankılı, bazen ölüm sessizliğine bürünen dar sokaklarında tek başına yürürdü.

Halkının ne düşündüğünü, yoksulların dertlerini ve fethedilen bu yeni toprakların ruhunu kendi kulaklarıyla duymak isterdi.

İşte bu gece yürüyüşlerinden birinde, kralın adımları Guadalquivir nehrinin kıyısındaki kadim mahallelere uzandı. Sokaklar kömür karası bir karanlığa bürünmüş, havada portakal çiçeklerinin kokusu ile nemli toprak kokusu birbirine karışmıştı.

Tam o sırada, karanlığın içinden boğuk bir hışırtı, ardından çeliğin taşa sürtünme sesi ve boğuk bir inilti duyuldu. Kral Fernando, içgüdüsel olarak kılıcının kabzasına uzandı ve sesin geldiği köşeye süzüldü.

Kan ve Karanlık Arasında Bir Sır

Bir evin yüksek taş duvarlarının gölgesinde, kar maskeli iki suikastçı, dönemin en nüfuzlu soylularından birinin oğlunu pusuya düşürmüştü. Genç adam can havliyle direniyordu ama kılıçlar çoktan kanla boyanmıştı.

Kral, bir an bile tereddüt etmedi. Haykırarak karanlığın içinden fırladı. Tek bir yabancının gölgesi bile katillerin korkuya kapılmasına yetmişti; ancak o da ne? Suikastçılar kaçarken, yerde yatan yaralı soylu son nefesini vermeden önce gözlerini kralın yüzüne dikti. Kralın yüzündeki asil ifadeyi, kraliyet armalarını değil, sadece oradaki “tek bir adamın” kendisini kurtarmak için ölüme atıldığını gördü.

Kral Fernando, kanlar içindeki adamı kollarının üzerine aldı. Sordu: “Seni bu hale getirenler kimlerdi? Adımı bil ki, adalet yerini bulsun.”

Yaralı soylu, hafifçe gülümsedi. Dudaklarından dökülen son sözler, tarihin en büyük bulmacalarından birinin fitilini ateşleyecekti:

  • “Majesteleri… Beni vuranların yüzünü karanlık sakladı, adlarını bilmiyorum. Ama unutmayın ki bu gecenin karanlığında beni yalnız bırakmayan, bana can veren o oldu…”

Adam sessizliğe gömüldü. Kral ise elinde kanlı bir hançer, kalbinde ise tarifi imkansız bir ağırlıkla öylece kaldı.

Şifreli Bir Mühür: NO8DO

Kral Fernando, sarayına döndüğünde o geceyi unutamadı. Ne sarayın ihtişamı, ne de rahiplerin duaları zihnindeki o son bakışı ve sözleri silebiliyordu.

Ertesi gün, Córdoba’nın meclisini, en büyük bilginlerini ve sarayın hat sanatçılarını huzuruna çağırdı. Onlara ne altın istediğini ne de yeni bir fetih planı… Onlara çözülmesini emrettiği mistik bir bulmaca verdi:

“Bana öyle bir mühür tasarlayın ki; bu şehirde kimin dost, kimin düşman olduğunu, o karanlık gecede beni yalnız bırakmayanları ve bu halkın ruhunu ölümsüzleştirsin.”

Ustalar günlerce gün ışığı görmeyen odalarda çalıştılar. Ve sonunda kralın huzuruna, bugün bile Córdoba’nın sokak lambalarında, tramvaylarında, belediye binalarında ve hatta kanalizasyon kapaklarında parlayan o eşsiz sembolü getirdiler:

NO8DO

  • Başlangıçta NO harfleri.
  • Ortada sekene (düğüm/bağlantı) simgesi olarak resmedilen 8 rakamı (İspanyolca ‘mátó’ kelimesini, yani “sekiz”i değil, görsel bir kördüğümü temsil eder).
  • Ve sonunda DO harfleri.

Halk bu simgeyi gördüğünde önce anlam veremedi. Ancak kral sırrı açıkladığında her şey yerine oturdu.

Düğümün Çözümü: “Beni Hiç Bırakmadı”

İspanyolca fonetiğinde bu sembol şu anlama geliyordu: “No-de-do” (Okunuşuyla: No me ha dejado / “Beni asla bırakmadı” veya “Beni yüzüstü bırakmadı”).

Ortadaki sekiz rakamı gibi resmedilen o düğüm, bir kördüğüm idi. İspanyolcada “8” kelimesi *’ocho’*dur; ama buradaki sembolik düğüm (la madeja) bir şeyi sıkıca birbirine bağlamayı, çözülmemeyi simgeler.

  • NO (Beni) + (Düğüm/8) (Asla) + DO (Bırakmadı).

Bu gizemli şifre; Kral Fernando’nun Córdoba halkına ve o karanlık gecede adalete, sadakate olan bağlılığına bir teşekkür mührüydü. Córdoba halkı da krallarını asla bırakmamıştı, kral da onları…

Bugün Endülüs’ün herhangi bir sokağında yürürken, demir bir parmaklığın üzerinde, eski bir sarayın mermer sütununda ya da bir çeşmenin suyunda NO8DO simgesine rastlarsanız durun ve dokunun.

Çünkü o an, yüzyıllar öncesinin o mistik gecesinde, kralın kılıcının şakırtısını ve bir şehrin birbirine verdiği sadakat yeminini hissedeceksiniz. Sır, o düğümün ta kendisidir: Beni asla bırakmadılar.

Gerceklik ile efsane arasındaki fark

Ortaçağ toplulm anlayisina bakılırsa o donem halk hikayelerinin bir cogu tarihçiler ve seyyahlar tarafından sorgulanamaz bir efsaneye dönüşmüştür bu anlatım ile ilgili baska bir hikaye daha vardir bu da

Tarihsel Efsane (Kral Alfonso X ve Oğlu): Halk arasında en yaygın anlatılan versiyonda; 13. yüzyılda taht kavgaları sırasında kralına (Kral X. Alfonso – Bilge Alfonso) yalnız başına karşı çıkmayıp sadık kalan Sevilla halkına ithafen kralın bu armayı armağan ettiği söylenir. (Anlattığım hikayede geçen I. Fernando veya suikast hikayesi ise bu efsanenin bölgesel varyasyonlarından ve dramatikleştirilmiş anlatımlarından biridir).

Sevilla

Sevilla turları

Şehirdeki keşfinizi tamamlayacak tur programlarını inceleyin.